30 Aralık 2016 Cuma

Her şeye rağmen yaşamak çok güzel-66




Celal ÇELİK’in hayata dair, ahlaki, dini ve felsefi yorumlarını yayınladığım yazı dizisini ,sevgili Celal ÇELİK’in tüm yazılarını yeniden gözden geçirerek kısa ve öz olarak özet şeklinde sizlere sunmaya devam ediyorum.

Benim derdim ne biliyor musunuz? Allah'ın cenneti sonsuz geniş. Hep birlikte cennete girelim inşallah. Cennete gidebilmek için ise, şu üç şey gerekiyor:
1.İman (Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, kitaplarına, kadere ve ahiret gününe kalpten inanmak),

2.Amel (Namaz, zekat, oruç, hac, güzel ahlak, hayırlı salih işler...),

3.İhlas (Samimiyet, yaptığımız herşeyi Allah’ın rızası için yapmak)

İşte gönderdiğim mailler, yazdığım yazılar, konuşmalarım hep bu üç maddeyi uygulamaya karar vermemiz içindir ki, cenneti kazanalım Allah’ın lütfuyla...

Hayat futbol oyununa benzer

Hayatı bir futbol oyununa benzetebiliriz. Stadyum ve oyun sahası dünyamızdır. Stadyum sahibi, takım başkanı ve hakem adil ve tek olanAllahu Teala'dır.

Oyuncular biz insanlarız. Hergün sahaya yeni oyuncular giriyor ve bazıları dışarı alınıyor. Yani Allah'ın takdiriyle hergün binlerce insan doğuyor ve ölüyor.

Bu oyunda karşımızdaki rakip takım ise nefis ve şeytanlardan kuruludur.Onların amacı, ibadet etmemizi ve yardımlaşmamızı engellemektir.

Sahadaki yardımlaşma sadaka ve zekatlarla oluyor. Tıpkı futbolcunun gol pası vermesi, veya yere düşen takım arkadaşını kaldırması gibi diyebiliriz.

Bizim ibadet etmemiz ve yardımlaşmamız, rakip kaleye gol atmak demektir. Ama futbol oyunundan tek farkı, burada yardımlaşarak ve ibadetlerle gol atmamız birtek bizim kendi şahsımıza yarıyor.

Yani her insanın attığı gol yada yediği gol, kendi hanesine yazılıyor.

Maçın bitiş düdüğü, kıyamettir ve her oyuncunun attığı veya yediği gollerinin ücretinin ödenme zamanıdır. Yani büyük mahkemedir.

Allah dostları

Bu dünyayı ve kainatı yaratan Yüce Allah, bazen kendisine yönelen samimi kullarını dost edinir ve bu dostlarının samimiyetini görmek için onları bela, musibetlerle sınar.

Hz İbrahim AS peygamberi, Allah kendine dost edinmiştir. O’nun AS lakabı Halilullah’tır. O devrin hükümdarı yani nemrut, Hz. İbrahim'i, halkı Allah'a ibadete çağırdığı için (çünkü nemrutun işine gelmiyordu), yakalattı.O’nu şehrin meydanında odunlarla tutuşturulmuş dağlar gibi yükselen ateşin içine, diri diri mancınıkla fırlattırdı.

Hz. İbrahim AS. Allah'a güvendi. Dostum beni korur, dedi. Ve ateş onu yakmadı... Çünkü, Allah ateşe “Yakma” emrini vermişti.

Televizyon Esareti
Çoğumuz özellikle biz orta yaş kuşağı geçmişe büyük özlem duyarız. Eskiden komşuluklar, dostluklar, aşklar bir başkaydı, deriz.

Neden mi, çünkü şimdi kültürümüz değişti. Eskiden bir komşu geldiğindetelevizyon kapatılır, sohbet edilirdi.

Şimdi komşunun kapısını çalan yok. En entellektüelimiz bile haftada birkaç dizi seyrediyor. Gençler desen, internetti, tabletti... ayrı dünyalarda.

Televizyon insanımızı öyle esir almış ki, babamın anlattığı bu iki olay bile bu esareti anlamamıza kafidir.

Babamın anlattığına göre köyün birinde bir aile, cümbür cemaat ailecek oğullarına kız istemeye yakın bir köye dünür gidiyorlar.

O gün televizyonda -sanırım 1983 sezon finali- Dallas dizisi varmış. Fakat o akşam dizi olduğunu unutmuşlar.

Eve girince açık televizyonda Dallas dizisinin başladığını görünce herkes diziyi seyre dalmış, niye geldiklerini unutup dizi bitene kadar sessizce seyretmişler.
 
Efkan Vural
 

(Devam edecek)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder